Evliliğin sona erdirilmesi, yalnızca eşlerin birbirinden ayrılması anlamına gelmez. Bir boşanma davasında çocukların velayeti, nafaka, maddi ve manevi tazminat, mal paylaşımı, kişisel ilişki, ortak konut, ziynet eşyaları, soyadı ve boşanmanın diğer hukuki sonuçları da gündeme gelebilir.
Bu nedenle boşanma sürecine giren bir kişinin yalnızca “Boşanma davası nasıl açılır?” sorusunun cevabını değil, kendi durumunda hangi taleplerin ileri sürülebileceğini ve hangi hususların dava sürecini etkileyebileceğini de bilmesi gerekir.
Lexada Hukuk ve Danışmanlık olarak, boşanma hukukunu yalnızca boşanma kararının alınmasından ibaret görmüyor; boşanma öncesindeki hukuki durumun değerlendirilmesinden dava sürecine, çocukların durumundan nafaka ve tazminat taleplerine, malvarlığı uyuşmazlıklarından karar sonrasındaki hukuki işlemlere kadar bir bütün olarak ele alıyoruz.
Lexada Hukuk ve Danışmanlık olarak, her boşanma sürecinde öncelikle evliliğin hukuki durumu, tarafların talepleri, varsa çocukların durumu, ekonomik koşullar, kusura ilişkin iddialar ve mevcut deliller birlikte değerlendirilerek hukuki sürecin belirlenmesini esas alıyoruz.
Boşanma davası, evlilik birliğinin hukuken sona erdirilmesi amacıyla eşlerden biri veya her iki eş tarafından mahkemeye başvurulmasıyla yürütülen bir yargılama sürecidir.
Türk Medeni Kanunu'nda boşanma sebepleri özel ve genel boşanma sebepleri şeklinde düzenlenmiştir. Bunlar arasında zina, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk, akıl hastalığı ve evlilik birliğinin temelinden sarsılması gibi sebepler bulunmaktadır.
Uygulamada ise boşanma davalarının önemli bir bölümü evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine dayanmaktadır.
Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesine göre ortak hayatın sürdürülmesi eşlerden beklenemeyecek derecede evlilik birliği temelinden sarsılmışsa eşlerden her biri boşanma davası açabilir.
Lexada Hukuk ve Danışmanlık olarak, boşanma davasında yalnızca boşanma talebinin değil, boşanmaya neden olduğu ileri sürülen olayların ve bu olayların hangi hukuki sonuçları doğurabileceğinin de değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz.
Çünkü boşanma davasında ileri sürülen olaylar; kusur belirlemesi, velayet, nafaka, maddi ve manevi tazminat ve bazı durumlarda diğer aile hukuku talepleri bakımından önem taşıyabilir.
Boşanma davası, yetkili ve görevli mahkemede dava dilekçesinin sunulmasıyla başlatılır.
Boşanma davalarında görevli mahkeme kural olarak Aile Mahkemesidir. Aile Mahkemesinin bulunmadığı yerlerde ise kanunda öngörülen usule göre belirlenen mahkeme aile mahkemesi sıfatıyla davaya bakabilir.
Yetki bakımından Türk Medeni Kanunu'nun 168. maddesinde özel bir düzenleme bulunmaktadır. Buna göre boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.
Bu nedenle boşanma davası açmak isteyen kişinin öncelikle;
değerlendirmesi gerekir.
Lexada Hukuk ve Danışmanlık olarak, dava dilekçesinin yalnızca mahkemeye sunulacak bir formalite olarak görülmemesi gerektiğini düşünüyoruz. Boşanma davasında başlangıçta ileri sürülen vakıalar, talepler ve deliller yargılamanın ilerleyen aşamalarında önemli sonuçlar doğurabileceğinden dava stratejisinin başlangıçta doğru kurulması önemlidir.
Eşlerin boşanmanın sonuçları konusunda anlaşmaları halinde gündeme gelen boşanma türüne uygulamada anlaşmalı boşanma denilmektedir.
Ancak anlaşmalı boşanmanın yalnızca “iki tarafın boşanmak istemesi” anlamına gelmediği özellikle bilinmelidir.
Türk Medeni Kanunu'nun 166/3. maddesine göre anlaşmalı boşanma bakımından;
gerekir. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini dikkate alarak anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir; tarafların bu değişiklikleri kabul etmesi halinde boşanmaya karar verilebilir.
Dolayısıyla “anlaşmalı boşanma protokolünü imzaladık, artık kesin olarak boşandık” şeklinde düşünmek doğru değildir.
Boşanma kararının mahkeme tarafından verilmesi ve kararın hukuken kesinleşmesi gerekir.
Anlaşmalı boşanma protokolü, tarafların boşanmanın sonuçları konusunda vardıkları mutabakatı ortaya koyan önemli bir belgedir.
Protokolde somut olayın özelliklerine göre;
gibi konular düzenlenebilir.
Burada özellikle çocukların durumu ve mali sonuçlar bakımından kullanılan ifadelerin açık olması önemlidir.
Lexada Hukuk ve Danışmanlık olarak, anlaşmalı boşanma protokolünün yalnızca boşanmayı sağlayacak birkaç cümleden oluşan bir belge olarak değerlendirilmemesi gerektiğini düşünüyoruz.
Çünkü protokolde açıkça düzenlenmeyen veya yanlış ifade edilen bazı hususlar, boşanma sonrasında yeni uyuşmazlıkların ortaya çıkmasına neden olabilir.
Eşlerin boşanmanın kendisi veya boşanmanın sonuçları konusunda anlaşamaması halinde çekişmeli boşanma davası gündeme gelir.
Çekişmeli boşanmada mahkeme;
değerlendirerek karar verir.
Örneğin eşlerden biri boşanmak isterken diğer eş boşanmak istemiyorsa veya her iki taraf boşanmak istediği halde velayet, nafaka, tazminat ya da kusur konusunda anlaşamıyorsa çekişmeli yargılama gündeme gelebilir.
Lexada Hukuk ve Danışmanlık olarak, çekişmeli boşanma davalarında özellikle olayların hukuki nitelendirilmesi ve bu olayların delillerle desteklenmesi üzerinde duruyoruz.
Türk Medeni Kanunu'nda farklı boşanma sebepleri düzenlenmiştir.
Bunların başlıcaları:
Eşlerden birinin zina etmesi halinde diğer eş boşanma davası açabilir. Zina sebebine dayalı davalarda kanunda özel hak düşürücü süre düzenlemesi bulunmaktadır. TMK m. 161 uyarınca dava hakkı, boşanma sebebinin öğrenilmesinden itibaren altı ay ve her hâlde zina eyleminden itibaren beş yıl geçmekle düşer; affeden eşin dava hakkı bulunmaz.
Eşlerden birinin diğerinin hayatına kast etmesi, pek kötü davranması veya ağır şekilde onur kırıcı davranışlarda bulunması özel boşanma sebebi oluşturabilir.
Eşlerden birinin küçük düşürücü nitelikte bir suç işlemesi veya haysiyetsiz bir hayat sürmesi ve bu nedenle diğer eş açısından ortak hayatın çekilmez hale gelmesi halinde boşanma gündeme gelebilir.
Eşlerden birinin evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla diğerini terk etmesi veya haklı sebep olmaksızın ortak konuta dönmemesi, kanunda düzenlenen şartların gerçekleşmesi halinde terk nedeniyle boşanma sebebi oluşturabilir.
Akıl hastalığı da kanunda belirli şartlara bağlanmış özel bir boşanma sebebidir.
Uygulamada en sık karşılaşılan boşanma sebeplerinden biri TMK m. 166 kapsamında düzenlenen evlilik birliğinin temelinden sarsılmasıdır. Evlilik birliğinin ortak hayatın sürdürülmesi eşlerden beklenemeyecek derecede temelinden sarsılması halinde eşlerden her biri boşanma davası açabilir.
Lexada Hukuk ve Danışmanlık olarak, boşanma sebebinin doğru belirlenmesini dava sürecinin ilk ve önemli aşamalarından biri olarak değerlendiriyoruz.
Aldatma, Türk Medeni Kanunu'nda zina başlığı altında özel bir boşanma sebebidir.
Ancak günlük hayatta “aldatma” olarak ifade edilen her olayın hukuken zina olarak kabul edilmesi gerektiği söylenemez.
Bu nedenle eşin başka biriyle mesajlaşması, sosyal medya üzerinden iletişim kurması, başka bir kişiyle aynı ortamda bulunması veya duygusal yakınlık kurduğu iddiası gibi olayların her biri somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir.
Zina iddiasında delillerin hukuka uygun şekilde elde edilmesi de önemlidir.
Lexada Hukuk ve Danışmanlık olarak, aldatma iddiasına dayalı boşanma davalarında öncelikle olayın hukuki niteliğinin ve mevcut delillerin değerlendirilmesini esas alıyoruz.
Fiziksel şiddet, psikolojik şiddet, ekonomik şiddet veya diğer şiddet biçimleri aile hukukunda ciddi hukuki sonuçlar doğurabilir.
Şiddet bulunan bir evlilikte mesele yalnızca boşanma davasından ibaret olmayabilir. Olayın niteliğine göre 6284 sayılı Kanun kapsamında koruyucu ve önleyici tedbirler de ayrıca gündeme gelebilir.
Bu nedenle şiddet gören kişinin boşanma davasını beklemeden, içinde bulunduğu durumun gerektirdiği hukuki ve güvenlik tedbirlerini ayrıca değerlendirmesi önemlidir.
Lexada Hukuk ve Danışmanlık olarak, şiddet iddiasının bulunduğu boşanma süreçlerinde önceliğin güvenliğin sağlanması ve mevcut hukuki yolların somut olay bakımından değerlendirilmesi olduğunu kabul ediyoruz.
Boşanma davasında çocuk bulunması halinde en önemli konulardan biri velayettir.
Velayet konusunda “çocuk her zaman anneye verilir” veya “baba ekonomik olarak daha güçlü ise velayet babaya verilir” şeklinde kesin bir hukuk kuralı bulunmamaktadır.
Mahkeme, çocuğun üstün yararını ve somut olayın özelliklerini değerlendirir.
Türk Medeni Kanunu'nun 182. maddesine göre mahkeme boşanma veya ayrılık kararı verirken ana ve babanın haklarını ve çocuk ile olan kişisel ilişkileri düzenler; velayeti kullanmayan eş ile çocuk arasındaki kişisel ilişkinin belirlenmesinde çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlâk bakımından yararları esas alınır. Ayrıca velayeti kendisine verilmeyen eş çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılır.
Velayet kendisine verilmeyen ebeveynin çocukla kişisel ilişki kurma hakkı bulunmaktadır.
Mahkeme, çocuğun yaşı, eğitim durumu, sağlık koşulları, tarafların yaşam koşulları ve çocuğun üstün yararı gibi somut olayın özelliklerini dikkate alarak kişisel ilişkinin kapsamını belirler.
Bu nedenle “çocuğu hafta sonu görme” gibi genel bir ifade yerine, kararın uygulanabilir şekilde kurulması önemlidir.
Gün, saat, bayram, yarıyıl tatili ve yaz tatili gibi dönemlerin somut şekilde düzenlenmesi, ileride ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkların önlenmesine yardımcı olabilir.
Boşanma sürecinde birden fazla nafaka türü gündeme gelebilir.
Bunlar somut olayın özelliklerine göre;
şeklinde farklı hukuki niteliklere sahip olabilir.
Boşanma veya ayrılık davası açıldığında hâkim, dava devam ederken eşlerin barınması, geçimi, malların yönetimi ve çocukların bakım ve korunması konusunda gerekli geçici önlemleri re'sen alabilir. Bu düzenleme TMK m. 169'da yer almaktadır.
Yoksulluk nafakası bakımından ise TMK m. 175'te, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek tarafın kusurunun diğer taraftan daha ağır olmaması koşuluyla, diğer eşten mali gücü oranında nafaka isteyebileceği düzenlenmiştir.
İştirak nafakası ise çocukların bakım ve eğitim giderlerine ebeveynlerin katkısıyla ilgilidir.
Lexada Hukuk ve Danışmanlık olarak, nafaka konusunda yalnızca “ne kadar nafaka alırım?” sorusuna odaklanmak yerine tarafların gelirleri, ekonomik koşulları, çocukların ihtiyaçları ve somut olayın özelliklerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz.
Boşanmanın sonuçları arasında maddi ve manevi tazminat talepleri de bulunabilir.
Türk Medeni Kanunu'nun 174. maddesine göre mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma nedeniyle zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun maddi tazminat isteyebilir.
Aynı maddede, boşanmaya sebep olan olaylar nedeniyle kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın kusurlu diğer taraftan uygun miktarda manevi tazminat isteyebileceği düzenlenmiştir.
Burada “Boşanırsam kesin tazminat alırım” şeklinde bir yaklaşım doğru değildir.
Tazminat talebinin kabul edilip edilmeyeceği ve miktarı; kusur durumu, olayların niteliği, ekonomik koşullar ve diğer somut unsurlar üzerinden değerlendirilir.
Boşanma davası ile mal rejiminin tasfiyesi aynı hukuki mesele değildir.
Evlilik sırasında edinilen malların hangi mal rejimine tabi olduğu, malların edinilme tarihleri, kişisel mal niteliğindeki varlıklar, katkılar, borçlar ve diğer ekonomik unsurlar ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu nedenle;
“Boşanma davasını açınca mallar otomatik olarak yarı yarıya bölünür mü?”
sorusunun tek bir cevapla karşılanması mümkün değildir.
Mal rejiminin tasfiyesi bakımından;
gibi unsurların değerlendirilmesi gerekir.
Lexada Hukuk ve Danışmanlık olarak, boşanma sürecinde malvarlığı bulunan kişilerin yalnızca boşanma davasına değil, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin haklarına da ayrıca bakılması gerektiğini düşünüyoruz.
Düğünde takılan altınlar ve diğer ziynet eşyaları, boşanma sürecinde sıkça uyuşmazlık konusu olmaktadır.
Ancak ziynet eşyalarına ilişkin her uyuşmazlık aynı şekilde sonuçlanmaz.
Hangi eşyaların bulunduğu, kim tarafından takıldığı, kime ait olduğu, fiziken kimde bulunduğu, bozdurulup bozdurulmadığı ve bu hususların hangi delillerle ispatlanabileceği somut olay bakımından değerlendirilmelidir.
Bu nedenle düğün fotoğrafları, videolar, tanık anlatımları, banka kayıtları ve diğer belgeler önem taşıyabilir.
Lexada Hukuk ve Danışmanlık olarak, ziynet eşyası taleplerini boşanma sürecinin diğer malvarlığı uyuşmazlıklarıyla birlikte değerlendiriyoruz.
Boşanma davalarında delil konusu son derece önemlidir.
Somut olayın özelliklerine göre;
gibi deliller gündeme gelebilir.
Ancak burada çok önemli bir sınır bulunmaktadır:
Her elde edilen veri hukuken kullanılabilir bir delil değildir.
Özellikle gizlice elde edilen ses kayıtları, başkasının hesabına veya telefonuna izinsiz erişilmesi, özel hayatın gizliliğini ihlal edecek yöntemlerle veri elde edilmesi gibi konular ayrıca değerlendirilmelidir.
Lexada Hukuk ve Danışmanlık olarak, boşanma davasında yalnızca “elimde delil var” yaklaşımını yeterli görmüyor; delilin nasıl elde edildiğini, hukuka uygun olup olmadığını ve hangi vakıayı ispatlamaya elverişli olduğunu ayrıca değerlendiriyoruz.
Boşanma davalarının tamamı için geçerli tek bir dava süresi bulunmamaktadır.
Anlaşmalı boşanma ile çekişmeli boşanma arasında yargılama süreci bakımından önemli farklılıklar bulunmaktadır.
Çekişmeli davalarda;
gibi faktörler sürecin uzunluğunu etkileyebilir.
Bu nedenle bir avukatın somut dosyayı incelemeden “boşanmanız kesin şu kadar ay sürer” şeklinde kesin bir süre vermesi doğru değildir.
Boşanma kararı veren kişinin, dava açmadan önce bazı temel hukuki konuları değerlendirmesi yararlı olabilir.
Yaşanan olayların hangi hukuki sebebe dayandırılabileceği değerlendirilmelidir.
gibi hangi taleplerin ileri sürüleceği belirlenmelidir.
Mevcut belgelerin kaybolmaması ve delillerin hukuka uygun biçimde muhafaza edilmesi önemlidir.
Çocukların nerede yaşayacağı, eğitim ve sağlık ihtiyaçları, diğer ebeveynle kişisel ilişki ve ekonomik ihtiyaçları düşünülmelidir.
Boşanma sürecinde nerede yaşanacağı, gelir-gider dengesi ve mevcut malvarlığı ayrıca ele alınmalıdır.
Lexada Hukuk ve Danışmanlık olarak, boşanma davasının yalnızca dilekçenin hazırlanmasıyla başlayan bir süreç olmadığı; dava açılmadan önce yapılan hukuki hazırlığın da sürecin önemli bir parçası olduğu yaklaşımını benimsiyoruz.
Eşlerden birinin boşanmak istememesi, diğer eşin hiçbir şekilde boşanamayacağı anlamına gelmez.
Ancak çekişmeli boşanma davasında davacı tarafın dayandığı boşanma sebebini ve gerekli hukuki şartları ortaya koyması gerekir.
Özellikle TMK m. 166 kapsamında evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı iddiasında, mahkemenin tarafların sunduğu vakıaları ve delilleri değerlendirmesi söz konusu olur.
Bu nedenle:
“Eşim boşanmak istemiyor, dolayısıyla boşanamam.”
şeklindeki yaklaşım hukuken doğru değildir.
Ancak:
“Eşim boşanmak istemese bile kesin olarak boşanırım.”
şeklindeki yaklaşım da doğru değildir.
Sonuç, somut olayın hukuki niteliğine ve ispat durumuna göre belirlenir.
Sakarya'da boşanma sürecine giren kişiler bakımından boşanma davasının görüleceği mahkeme, tarafların yerleşim yerleri ve son ortak yaşam yeri gibi yetki kuralları dikkate alınarak belirlenmelidir. TMK m. 168 uyarınca eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesi yetkilidir.
Lexada Hukuk ve Danışmanlık olarak, Sakarya'da görülen boşanma uyuşmazlıklarında dosyanın yalnızca boşanma talebi bakımından değil, boşanmanın bütün hukuki sonuçları bakımından değerlendirilmesini esas alıyoruz.
Sakarya'da yaşayan bir kişinin;
gibi farklı konularda hukuki soruları bulunabilir.
Bu nedenle Sakarya boşanma avukatı araması yapan bir kişinin karşılaştığı hukuki mesele, yalnızca “boşanma davası açmak” olarak değerlendirilmemelidir.
Lexada Hukuk ve Danışmanlık olarak, her dosyada tarafların somut durumunu, taleplerini, mevcut delillerini ve boşanmanın muhtemel hukuki sonuçlarını birlikte değerlendirmeyi esas alıyoruz.
Boşanma davasını kim açabilir?
Boşanma davası açma hakkı, Türk Medeni Kanunu'nda öngörülen şartlar çerçevesinde eşlere aittir. Eşlerden biri tek başına çekişmeli boşanma davası açabilir.
Eşlerden birinin boşanmak istememesi, diğer eşin dava açmasına tek başına engel değildir. Ancak çekişmeli davada boşanma sebebinin kanuni şartları ve ispat durumu değerlendirilir.
Anlaşmalı boşanma bakımından Türk Medeni Kanunu'nun 166/3. maddesinde evliliğin en az bir yıl sürmüş olması şartı bulunmaktadır.
Somut olayın şartlarına göre tedbir, iştirak veya yoksulluk nafakası gündeme gelebilir. Hangi nafakanın talep edilebileceği tarafların ekonomik ve ailevi durumlarına göre değerlendirilir.
Velayet bakımından temel değerlendirme çocuğun üstün yararıdır. Mahkeme çocuğun sağlık, eğitim, ahlâk ve diğer somut koşullarını değerlendirir.
Kanunda öngörülen şartların bulunması halinde maddi ve manevi tazminat talep edilebilir. Tazminatın doğup doğmayacağı ve miktarı somut olay, kusur ve diğer hukuki koşullar üzerinden değerlendirilir.
Davanın süresi; anlaşmalı veya çekişmeli olmasına, delillere, tanıklara, mahkemenin iş yüküne ve istinaf/temyiz süreçlerine göre değişebilir. Bu nedenle somut dosya incelenmeden kesin süre verilmesi doğru değildir.
Kişinin kendi davasını takip etmesi hukuken mümkün olmakla birlikte, boşanmanın yanında velayet, nafaka, tazminat, mal rejimi ve deliller gibi çok sayıda hukuki mesele gündeme gelebildiğinden somut olayın hukuki olarak değerlendirilmesi önem taşır.
Yetki, TMK m. 168'de düzenlenen kurallara göre belirlenir. Eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesi yetkili olabilir.
Mesaj veya elektronik kayıtların delil olarak değerlendirilmesi, içeriğine ve nasıl elde edildiğine bağlıdır. Özellikle hukuka aykırı yollarla elde edilen veriler bakımından ayrıca değerlendirme yapılması gerekir.
Boşanma davası ile mal rejiminin tasfiyesi birbirinden farklı hukuki meselelerdir. Evlilik tarihi, malın edinilme tarihi, malın niteliği ve tarafların ekonomik katkıları gibi unsurlar ayrıca değerlendirilmelidir.
Lexada Hukuk ve Danışmanlık olarak boşanma ve aile hukuku alanındaki çalışmalarımızı öncelikli olarak Sakarya ve özellikle Serdivan, Adapazarı ve çevresinde yürütmekte; bunun yanında hukuki sürecin niteliğine ve dosyanın koşullarına bağlı olarak Kocaeli ve İzmit, Yalova, Bilecik, Eskişehir, Bolu ve Düzce illerindeki boşanma ve aile hukuku uyuşmazlıklarına ilişkin hukuki süreçlerde de çalışma yürütülebilmektedir. Bu kapsamda Sakarya boşanma avukatı, Kocaeli boşanma avukatı, İzmit boşanma avukatı, Yalova boşanma avukatı, Bilecik boşanma avukatı, Eskişehir boşanma avukatı, Bolu boşanma avukatı ve Düzce boşanma avukatı şeklindeki aramalarda karşılaşılan hukuki sorunların; boşanma davası, anlaşmalı boşanma, çekişmeli boşanma, velayet, nafaka, tazminat, mal paylaşımı ve diğer aile hukuku uyuşmazlıkları bakımından somut olay özelinde değerlendirilmesi mümkündür.
Yasal Uyarı: Bu içerik, boşanma hukuku ve boşanma sürecinde karşılaşılabilecek hukuki konular hakkında genel bir rehber ve bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Burada yer verilen açıklamalar, her somut olayın kendine özgü koşulları, tarafların kusur durumu, çocukların durumu, deliller, ekonomik şartlar ve güncel yargı uygulamaları değerlendirilmeden kişiye özel hukuki görüş veya hukuki danışmanlık niteliğinde değildir. Boşanma davası, velayet, nafaka, maddi ve manevi tazminat, mal rejiminin tasfiyesi ve ziynet alacağı gibi konularda hukuki sonuçlar somut olayın özelliklerine göre değişebileceğinden, bu metin tek başına hukuki işlem tesis edilmesi için esas alınmamalıdır.